Yerim seni LGS!

Sınav tüm öğrencilerin korktuğu bir kavram. LGS de bunlardan birisi. Bu korkunun en büyük sebebi ise çalışmayı; daha doğrusu verimli çalışmayı bilmemek.

Peki, LGS’ye nasıl çalışmalıyız?

Öncelikle LGS’nin ne olduğunu, bizi nelerin beklediğini bilmek doğru bir yol haritası çıkarmak için önemli. LGS sözel ve sayısal olmak üzere iki oturumdan oluşan bir ölçme değerlendirme sınavıdır. Sözel bölüm; Türkçe (20), inkılâp tarihi (10), din kültürü ve ahlâk bilgisi (10) ve İngilizce (10) olmak üzere dört alt testten; sayısal bölüm matematik (20), fen bilimleri (20) olmak üzere iki alt testten oluşmaktadır. Öğrenciler bu sınavda sadece 8. sınıf konularından sorumludur. Burada bir parantez açmakta fayda var. Sınav 8. sınıf konularını içerse de konu devamlılığı anlamında 7. sınıf temelinin de sağlam olmasında fayda var.

LGS öğrencisi nasıl çalışmalı?

LGS’de istenen başarıyı yakalamak için öncelikli olarak bir hedef belirlenmelidir. Hedef belirlemek, ders çalışma motivasyonu sağlar. Uzun süreli çalışmalarda motivasyon, kritik başarı unsurudur. Hedefimizi belirlerken kendimize tam olarak neyi istediğimizi ve isteğimizi başarmak için neler yapmamız gerektiğini sormalıyız. Cevaplar konusunda ise kendimize dürüst davranmalıyız.

Motivasyonu sürekli yüksek tutmanın yanı sıra ders çalışmanın en zorlu yanlarından biri de öğrencilerin nereden başlayacağını bilememesidir. Bu anlamda öğrencinin seviyesine uygun, bireyselleştirilmiş ve düzenli takibi yapılan bir ders çalışma programı oluşturmak atılacak ikinci adım olmalıdır.

Burada dikkat edilecek ilk unsur uygulanabilir ve gerçekçi bir program hazırlamak olmalıdır. Öğrenci üzerinde baskı yaratmadan ama onu ileriye taşıyacak ve öğrencinin zamanla temposunu arttıracak bir program belirlemek önemlidir. Saatli programlar yerine uygulanabilir günlük hedefler koymak çalışmalarını tamamladıkça kendilerine olan güvenlerini arttıracak aynı zamanda ders çalışmayı onlar için daha keyifli hale getirecektir.

Ders çalışma programının sınava yönelik olmasıyla birlikte asıl amaç öğrenme olmalıdır. Program yapılırken güçlü ve zayıf olduğumuz derslerin dağılımına dikkat edilmelidir. İyi olunan dersler göz ardı edilmemeli, mutlaka haftalık programda bu derslere de yer verilmelidir. Çok zorlanılan dersten kaçmak da tipik bir öğrenci eğilimidir. Zorlanılan dersle yüzleşilmeli, bu dersteki eksiklerimiz kapatılmaya çalışılmalıdır.

Günlük alt limit 90 soru

Program hazırlanırken günlük tekrar çalışmalarının yanı sıra hafta sonları genel tekrar günleri olarak düşünülmeli, öğrencinin hafta boyunca öğrendiği bilgileri pekiştirmesi sağlanmalıdır. Günlük alt limit olarak sınavın toplam soru sayına denk düşen 90 soru ile başlamak ideal olacaktır.

Yüzde 2’lik dilim için günlük alt limit 250 soru

Öğrencinin gelişimine bakarak derse ayrılan süreyle doğru orantılı olarak bu soru sayısı giderek arttırılmalıdır. Yüzde 2’lik dilimde olmayı hedefleyen bir öğrenci için günlük soru sayısı en az 250 olmalıdır. Günlük çalışmalara 20 paragraf ve 20 yeni nesil matematik sorusu mutlaka eklenmelidir. Bu çalışma LGS’de istenen başarıyı yakalamada kilit rol olacaktır.

Evde yapılan çalışmaları kolaylaştırmak ve zamandan kazanmak adına ders muhakkak etkili bir şekilde dinlenmeli ve düzenli bir ders defteri oluşturularak ders esnasında not alınmalıdır. Bu dersler günlük olarak tekrar edilmeli konuların pekişmesi için konuyla ilgili soruların çözülmesi gerekmektedir.

Bol soru çözmek farklı tarzdaki soruları görmeyi sağlarken hız ve pratiklik kazandıracaktır. Burada en çok düşülen hata çözülen soruların kontrol edilmeden geçilmesidir. Yapılan yanlışların doğrusunu öğrenmemek soru çözümünden alınan verimi düşürmektedir.

Aynı zamanda tekrar aynı hataların yapılmasına sebebiyet verir. Boş bırakılan ve yanlış çıkan sorular öğretmene sorularak doğruları öğrenilmelidir ki tekrar aynı hataya düşülmesin. Çözmekte zorlanılan belli bir soru tipi varsa bununla ilgili bir soru defteri hazırlanarak belli aralıklarda dönüp tekrar o sorular çözülmeye çalışmalıdır. Böylece öğrenci bu soru tarzı ile sınavda karşılaştığında zorlanmadan doğru cevabı bulacaktır.

Üçten fazla yanlış çıkıyorsa konu mutlaka tekrar edilmeli

Konuyla ilgili çözülen testlerde üçten fazla yanlış çıkıyorsa mutlaka konu baştan tekrar edilmelidir. Konu eksiği varken soru çözmeye çalışmak boş bırakılan sorular ve fazla çıkan yanlışlardan dolayı öğrencinin motivasyonunu düşürür. Aynı zamanda belirli aralıklarla çıkmış soruları çözmek de MEB’in soru tarzına alışmak açısından önemlidir. Soru çözümüne ek olarak sık sık deneme sınavı çözmek zamanı verimli kullanma becerisini geliştirecektir. Böylelikle sınavı zamanında bitirememek ile ilgili oluşan kaygı ortadan kalkacaktır.

30 dakika ders 10 dakika mola

Günlük çalışmalardan istenilen verimin alınabilmesi için verilen dinlenme molaları da derse ayrılan zaman kadar önemlidir. Uzun süre masa başından kalkmadan çalışmak bir süre sonra odak noktasının ve konsantrasyonun dağılmasına sebep olacaktır. İlk etapta 30 dakika ders 10 dakika mola şeklinde başlanarak belirli periyotlarda derse ayrılan süre arttırılmalıdır. 

Çalışma aralarında verilen molalar bilgisayar, televizyon ya da telefon başında geçirilmemelidir. Molalarda telefonla veya bilgisayarla ilgilenmek 10 dakikalık mola sürelerinin uzamasına sebep olacak ve tekrar derse odaklanmayı zorlaştıracaktır. Hedeflenen çalışmalar tamamlandığında gün sonunda öğrencinin bir saat bilgisayar/telefon/televizyona vakit ayırmasına izin verilebilir. Yapmaktan keyif aldıkları aktiviteleri tamamen yasaklamak yerine ayırdıkları zamanı düzenlemek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Kitap okumak LGS’de öne geçiriyor

Kitap okumak da destekleyici bir çalışma olarak büyük öneme sahip. LGS’de her yıl sayısı giderek artan paragraf soruları karşımıza çıkıyor. Bu sorular öğrencilerin fazlaca zamanını alıyor. Kitap okumak, okuduğunu anlama becerisini geliştirir ve pratik düşünmeyi sağlar. Okuma hızının artmasıyla da paragraf sorularının daha hızlı çözülmesine katkı sunacaktır.

Son olarak sınav için kaygı duyulması gayet normaldir. Hedeflerimize ulaşmamızı sağlayacak olan da aslında bu kaygıdır. Tabii ki kaygı düzeyi artmadıkça. Kaygı düzeyinin olması gerekenden fazla artması gerçek performansınızın önüne geçecektir.

Bunun için düşüncelerinizi yönetmeyi deneyebilirsiniz. Buna da öncelikle dilinizi değiştirerek başlamalısınız. “Yapamayacağım, anlamıyorum, ya başaramazsam, çok zor!” gibi ifadeler kullanmak yerine “Elimden gelenin en iyisini yapacağım.” “Başarabilirim” gibi daha olumlu ifadeler kullanarak duygularınızı bastırmak yerine yönlendirebilirsiniz.

Ezgi Kaya
Rehber Öğretmen
Karşıyaka Sınav Kurs Merkezi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir