Müzik, akademik başarıyı artırıyor

“Müzik ruhun gıdasıdır” cümlesi her ne kadar klişe olsa da doğruluğu pek çok kez kanıtlanmıştır…

*2. Dünya Savaşı’nda yaralı askerlerin yattığı hastanede müzik tedavi yöntemi olarak kullanılmaya başlanmış.

*Tıbbın babası Hipokrat, tıbbın yetersiz kaldığı hastalara müziğin denenmesinin önemli olduğunu söylemiş.

*Büyük Çin filozofu Konfiçyus müzik terapi için “Müzik yapıldığı zaman kişilerarası ilişkiler düzelir, gözler parlar, kulaklar kesin olur, kanın hareketi ve dolanımı sakinleşir.” demiş.

*Beyin dalgalarını düzenleme, kan basıncını etkileme, beden hareketlerini ve koordinasyonu dengeleme, hafızayı güçlendirme gibi müziğin insanlar üzerinde kanıtlanmış pek çok olumlu etkisi var.

*Bir araştırmada, 36 üniversite öğrencisine IQ testinin sağ beyin yeteneklerini ölçen soruları sorulmuş. Testten sonra öğrencilere Mozart’ın “Re majör, K 448 piyano sonatı” 10 dakika dinletilmiş ve tekrar test edildiklerinde IQ skorlarının önceki değerlere göre daha yükseldiği gözlenmiş. Ve bu deney “Mozart etkisi” olarak tarihe geçmiştir.

Müzik matematiktir

Müzik matematiktir dersem ne dersiniz? Müzikteki matematiksel ilk temel Pisagor tarafından atılmıştır. Biz kendisini dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin bütün çalışmalarını bir disiplin altında toplamış; geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır.

Pisagor’un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkânının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının, demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması Pisagor’un ilgisini çekmiş, dükkânı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış…

Batı müziği 9. yüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyordu. Demir çubuklar arasındaki bağlantı nota sisteminin de doğuşu oldu. Örneğin 50 cm. ve 100 cm.’lik çubukları baz alalım. Bu çubukların hemen hemen birbiriyle aynı sesleri çıkardıkları görülür. Eğer basit bir ilişki yoksa, diyelim ki çubuklardan biri 50 cm. ve diğeri 87 cm. ise birbiriyle uyumsuz sesler çıkardıkları görülür.

Pisagor müzikte çığır açmıştır

Bu keşif, Pisagor ve öğrencileri için Pisagor’un okulunda önemli bir heyecan yaratır ve araştırmaya devam ederler. 1/2 oranında olan çubukların sesleri o kadar çok uyumludur ki çıkardıkları sesler aynı olduğundan bunlara farklı isim verilmez. Ancak 2/3 oranı için araştırma yaptıklarında her çubuk için farklı sesler çıktığını fark ederler. 1/2 ve 2/3 oranları

100 cm.’lik bir çubuk alıp her defasında 1,5 kat attırırlar. 100 cm’lik bir çubuk alıp her defasında 2 kat arttırdıklarında en üstteki notaların değerinin birbirlerine çok yakın olduklarını fark ederler. Bundan sonra üretilecek notaların bu çubuklarla aynı sesi vereceği anlaşıldığından Pisagor ve öğrencileri bu sistemi kullanarak farklı nota sayısının 12 olduğunu bulurlar. Çubukların arasında uzunluk farkından dolayı hiçbir sanatçının bu ses aralıklarında şarkı söyleyemeceği göz önüne alınıp her çubuk 1/2 oranında kesilir. Sonuçta 1/2 oranındaki çubuklar aynı sesi veriyorlardı…

Antik çağlarda birbirine uyumlu yedi nota o zamanlar için yeterli görülürdü. Sonradan bu yedi notaya bir nota daha eklenerek sekiz notaya ulaşılmıştı. Bu 8 nota major ses dizisi veya major gam adını alır. Latince’deki Octavus tanımından yola çıkılarak bu sekiz notaya toptan oktav adı verilir. Pisagor ise müzikte ve notalarda çığır açmıştır…

Aymelek Ezgi Eren

Müzik Öğretmeni

Karşıyaka Sınav Koleji

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir