Kitap okumak

İnşa etmeye çalıştığımız geleceğimiz için ihmal ettiğimiz bir eylem

Doktor olmak, mühendis olmak, öğretmen olmak, avukat olmak, mimar olmak, yazar olmak ve iyi bir insan olmak… Ne çok şey sığdırmak istiyoruz hayatımıza. Fikrimizden, gönlümüzden, dilimizden hatta özümüzden düşüremediğimiz hayallerimizi ve hayatımızı saran ve daha sayamadığımız birçok şey… Bu en tabii hakkımız. Öyle de olması gerekiyor elbet. Bu isteklerimize kavuşmanın hepimizce geçerli, yaygın bir kuralı var: Çok çalışmak.

Evet çok doğru ama ne yazık ki kesinlikle yeterli olmayan yanıttır bu.

Bizler bu çok meşakkatli yolları göze alırken çok önemli ve hayati adımı maalesef toplum olarak ihmal ettik, kulak arkasına attık. Öyle ki onu; sadece boş zamanlarımızı dolduran bir aktivite, hobi olarak sunulan bir uğraş olarak benimsedik. Düşüncemizi besleyen, geliştiren ve çabuklaştıran ana kaynaklardan biri olduğunu, stresi azaltıp zihnimizi açarak hantallıktan kurtardığını, bireysel hatta ulusal gelişimimiz adına ne kadar büyük bir önem taşıdığını bilemedik. Göz ardı ettiğimiz bu eylemi yaşantımızın en esnek anlarında bir boşluk doldurmadan öteye anlam yükleyemediğimiz bir faaliyetin dışına taşıyamadık.

Kısacası “kitap okumak” içini hakkıyla dolduracak kadar tanımlayamadık. Halbuki kitap okumanın önemini kavrayan bireyler, kendilerini en çok geliştiren bireylerdir. Toplumun bilinçlenmesi, kendini yetiştirmesi, insanlara ve çevresine saygılı kişiler olması bakımından hep bir adım öndedirler. Aynı zamanda kitap okuyan nesiller, geleceğin mimarisinin şekillenmesinde büyük önem taşırlar. Bir toplumda kültürlü insanlar ne kadar çoksa, o toplum da bir o kadar gelişecektir.


“Peki bu boşluğu nasıl doldurabilir, kitap okumayı hayatımızın olmazsa olmazı yapabiliriz?” Gelin şimdi ona bir göz atalım…

Kitap okumak faaliyeti bireyin kişisel gelişimi üzerinde birçok olumlu etkisi mevcuttur. Geleceğini yapılandırmak isteyenler ve bilinçli bir dünyanın sağlam adımlarını atan bireyler mutlaka kitap okuma alışkanlığını kazanmalıdır. Bu alışkanlık ise genellikle erken yaşlarda kazandırılır.

Birçok alışkanlık gibi erken yaşlarda kazanılan kitap okuma alışkanlığı da geliştirildiği takdirde birçok olumlu etkisini, insanın yaşamı üzerine yansıtır. Bu noktada da ebeveynlere oldukça büyük rol düşmektedir. Doğru bir zamanlama ve planlama rehberliği eşliğinde daha işin en başından temelini atmaya çalıştığımız bu olgunun bireyin sadece zihinsel ve psikolojik gelişimine değil eğitim hayatına, yaşamının ilerleyen dönemlerindeki aşamalarına ve kariyerine de ciddi oranda tesiri olacaktır. İşte bahsettiğimiz bu etkinin sınavlara hazırlanan öğrencilerimiz için ne denli önemli olduğuna aşağıdaki bölümümüzde değineceğiz:

LGS ve YKS’ye hazırlanmada düzenli kitap okumanın etkisi

Kitap okumak hayatımıza dair her alanda ciddi etkisi olan bir faaliyettir. Zihinsel olarak da bireyi beslemesi kişinin özellikle de eğitim hayatında , sınavlarında hatta sınava hazırlık süreçlerinde önemli ölçüde katkı sağlayan bir eylemdir. Bireylerin bu saydığımız durumlardan faydalanması için de kitap okumayı doğru bir planlanma eşliğinde düzenli hale getirmesi gerekmektedir.

Yeni sınav sisteminde öğrenciden asıl istenen sorunun doğru ve hızlı anlaşılmasıdır. Eğer bunu bir an önce gerçekleştirirse sorunun bir sonraki aşamasına geçmesi de bir o kadar kolay olacaktır. Böylelikle düzenli kitap okuyan öğrenciler büyük çoğunluğun yaşadığı zaman yetiştirme sıkıntısına maruz kalmadan rahat bir şekilde sınavlarını yapabileceklerdir.

Kitap okumak ve deneme sınavları

Gerek deneme sınavları gerekse LGS-YKS sınavları olsun bu sınavlarda başarıyı ve sıralamayı belirleyen öncelikli branşlar Türkçe ve matematik başta olmak üzere artık tüm branşlardaki soru tarzları uzun paragraflar ve mantık-muhakemeye dayalı şekilde karşımıza çıkmaktadır. Az önce belirttiğimiz hızlı ve doğru anlama, diğer branşlarda merkezde olmak üzere bilgiyle de yoğrulunca kitap okumanın avantajını ya da okumamanın, bu alışkanlığa sahip olamamanın dezavantajını büyük ölçüde görmüş oluyoruz. İşte hayalini kurduğumuz hayatımızı kazanmak için düzenli kitap okumanın gerekliliği, işin bu kısmında da bir kere daha açık şekilde karşımıza çıkmaktadır. Biliyoruz ki ancak bu sayede öğrenciler başarıya ulaşacaklardır.

Kitap okumak mı, soru çözmek mi?

İster ders çalışma ya da soru çözme isterse de kitap okuma olsun, kişi zamanı doğru yönetebilme ve kendini tam olarak tanıma başarısını gösterdiğinde beyni her koşulda onu programlayıp saydığımız bütün eylemleri hiç zorlanmadan gerçekleştirecektir. Böyle olunca da hiçbiri diğerine ne bir yük ne de bir engel olacaktır.

Kitap okumayı bir görev olarak değil bir yaşam biçimi ya da vazgeçilmeziniz olarak kabul ettiğinizde, sosyal hayatınıza dair hiçbir engel, kısıtlama yaratmayacağını çok rahat bir şekilde göreceksiniz.

Düşüncelerin neyse hayatın da odur. Hayatın gidişini değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştir.” diyen William Shakespeare’in bu anlamlı sözü de ihmal ettiğimiz “kitap okuma” alışkanlığına en güzel şekilde sahip olduğumuzda yeni bir kendiniz yaratmayı, yeni ve daha güzel bir hayatı elde etmeyi başarmamız adına sizlere güzel bir rehber olacaktır.

Emrah Batur
Şirinyer Sınav Anadolu Lisesi
Edebiyat Öğretmeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir