“Bundan böyle, yükseköğretime öğrenci olarak girmenin yolu iyi Türkçe bilmekten geçecektir.” şeklinde uyarıyor ÖSYM yetkilileri. “Nasıl yani?” der gibisiniz. Zaten ana dilimizi iyi kullanmıyor ve günlük tüm ihtiyaçlarımızı da onun sayesinde gidermiyor muyuz?

Evet öyle ama günlük kullanım sıklığı maalesef ki sınav başarısına istenilen düzeyde yansımamaktadır. Özellikle son yıllarda yapılan merkezi sınavlardaki “anlama becerisi ya da anlam bilgisi” sorularındaki cevap istatistiklerine baktığımızda durumun hiç de sanıldığı gibi olmadığını; aksine sadece anlama değil zaman yönetimi noktasında da çok ciddi sıkıntıların artarak devam ettiğini görmekteyiz.

Türkçeyi neden iyi kullanamıyoruz? Niçin az okuyoruz? Okuduğunu anlama sorularını neden çözemiyoruz? Bugünlerde bu tarz soruları çokça duymakta ve dilimizle ilgili problemlerin can yakıcı boyutlara ulaştığına şahit olmaktayız.

Dilimizi iyi kullanmamız gerekiyor çünkü ana dilini kullanabilme becerisi, kişinin yetkinliğini ortaya koymasında önemli bir faktör konumundadır. Anlamak eylemi; sadece sınava yönelik bir kavramdan çok hayatımıza dokunan, dünyamızı çevreleyen her şeyi kapsayan ve bunların insan zihninde somutlaştırılması, pek tabii ki hayatın kolaylaştırılması anlamına da geliyor. Bu bakımdan ana dilini iyi kullanmak, iyi anlamayı; iyi anlamak da gelişmiş bir düşünce sistemine sahip olmayı sağlamaktadır.

Yalnızca bu değildir dilin doğru kullanılmasının faydaları. Kişilerin aynı zamanda öğrencilerin de yüksek derecede öğrenme becerisi kazanmasını da sağlıyor. Sözün kısası Türkçemizi iyi bilen bir kişinin her konuyu, her dersi iyi öğrenmesinde ve nihai hedefine ulaşmada çok önemli bir basamak olan YKS ve diğer benzeri merkezi sınavlarını kazanmasında doğrudan etkili olacaktır.

Artık gerek YKS gerek LGS ve KPSS olmak üzere tüm merkezi sınavların puan düzenlemesinde Türkçe’nin önemi ve ağırlığı ve buna bağlı olarak da zorluğu her geçen yıl artmaktadır. Dilini tüm hatlarıyla iyi öğrenememiş, o dilin zenginliğinden kendini mahrum etmiş ve okuma sevgisinden uzak kalmış bir öğrencinin sadece Türkçe dersine değil diğer derslere de ilgi duyması, anlatılanları idrak edebilmesi, ders kitaplarını sıkılmadan okuyup anlayabilmesi elbette imkansızdır.

Matematik, tarih, felsefe, fizik gibi derslerle uğraşan öğrencilerden duyduğumuz en büyük ve sık serzenişler “Soruyu ya da anlatılanları bir türlü anlayamıyor, ezberleyemiyor ve kavrayamıyorum.” şeklindedir. İşte tüm bu ve benzeri çıkmazlardan kurtulmanın en önemli ve kolay yolu öğrencilerin ana dilimize -Türkçemize- gereken ilgiyi göstermeleri ve onu günlük hayattaki sık kullanımından akademik hayata geçirmeleri olacaktır.

Hadi o zaman bizi hayallerimize taşıyacak olan ve anlama becerisini ölçmede önemli rol oynayan paragraf tipi soruları tarzını tanıyalım:

Paragraf soruları her ne kadar şekil itibariyle göz korkutsa da aslında çözümü en kolay olan sorulardır. Temel olarak yapmamız gereken yüksek motivasyon, düzenli soru çözme ve biraz da gayret. TYT’de 40 sorudan her sene ortalama 25 paragraf sorusu gelmektedir. Biz bu yazımızda bu ortalamanın içinde çok ciddi ağırlığı olan, daha fazla dikkat ve hız gerektiren soru tarzına değineceğiz.

O halde gelelim YKS’de 25 paragraf sorusu içinde, 10-15 sayısı aralığında soru gelen, anlam ve zaman yönetimi becerisi gerektiren “paragrafta yardımcı düşünce” sorularının çözüm yollarına:

Peki paragrafta yardımcı düşünce nedir?

Bir parçada temel düşünceyi ve konuyu daha iyi açıklamak ve somutlaştırmak için başvurulan örnekler, sayısal veriler, benzetmeler, tanık göstermeler, alıntılara yardımcı düşünce denir.

Paragrafta yardımcı düşünce ne işe yarar?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi paragraf soruları içinde en fazla ağırlığı olan soru tipleridir. Bu soru tarzlarının çözüm tekniğini bilmek öğrencilere şaşkınlık verici zaman kazandıracaktır. Bu tür cümleler ana düşünceyi destekleyen ve onun daha iyi anlaşılmasını sağlayan önemli bir fonksiyona sahiptir. Bir paragrafta ana düşünce bir tane iken yardımcı düşünce sayısı birden fazla olabilir. Yardımcı düşünceler ana düşünceyle bağlantıları ölçüsünde önem kazanır. Aynı zamanda yardımcı düşünceler, paragrafı sıkıcı olmaktan kurtarmakla birlikte anlama da hem canlılık hem de zenginlik katmaktadır.

Yardımcı düşünce soru kalıpları hangi tarzda karşımıza çıkar?

………………………….değildir?

…………………………değinilmemiştir?

…………………………beklenemez?

…………………………….söz edilmemiştir?

……………………….çıkarılamaz?

……………………….nitelendirilemez?

………………………ulaşılamaz?

Bu şekilde hız ve dikkatimizi ölçen sorularla karşılaşmaktayız.

Dikkat edecek olursak yardımcı düşüncelerle ilgili sorular, olumsuz yargı biçimiyle karşımıza çıkmaktadır. Bu tip sorularda zamanımızı çok dikkatli kullanacak şekilde yardımcı düşüncelerden dördüne hızlı bir şekilde ulaşmamız gerekmektedir.

Ve şimdi de sıramız en can alıcı soru ve cevabında:

Paragrafta çıkarılamaz soru tipi nasıl çözülür?

Bu tip sorular genellikle çok uzun olmaktadır. O yüzden sorunun çözümüne ilişkin atacağımız ilk adım da bir o kadar önem taşımaktadır. Peki onu nasıl yapmalıyız?

Gelin adım adım “Nasıl kolay ve doğru yardımcı düşünce sorusu çözebilirim?” sorusunu birlikte cevaplayalım.

  1. Soru kökünü hızlı ve doğru okuyun.
  2. Olumsuz soru köklerini bulun ve altını mutlaka çizin.
  3. Anahtar kavramları belirleyin.
  4. Paragraf metnini bölün ve şıklarla bağlantısını tespit edin.
  5. Son olarak ana düşünceye en uzak olan yargıyı tespit edin ve doğru cevaba gidin.

Unutmayalım ki yeterli okuma hızına erişen, sözcük dağarcığı zengin ve ana diline hâkim olan bireyler; iyi anlama becerisine sahip olacaktır. Her konuda başarılı olma motivasyonunu da kendinde bulacaktır. Eğitim ve öğretim hayatımızdaki mutlak başarı, güzel Türkçemizden geçiyor. Bu güce dayanın ve hedeflerinize ulaşın.

Emrah Batur
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Şirinyer Sınav Anadolu Lisesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.