LGS sınav grubu öğrencisiyle iletişim dili nasıl olmalı?

Liselere geçiş sistemi, yani bildiğimiz adıyla LGS. Çoğu öğrenci için bu sınav eğitim hayatlarında karşılaştıkları ilk merkezi sınav. Öğrenciden öğrenciye sınavın temsil ettiği değerler değişiklik gösterse de birçok öğrenci için oldukça kaygı vericidir.

Öğrenci LGS senesinde aynı zamanda erken ergenlik döneminden orta ergenlik dönemine geçiş aşamasındadır. Sınav kaygısına bilişsel ve fiziksel değişimlerin de eklenmesiyle tutum ve davranışlarda farklılıklar ortaya çıkar.  Bu sebeple LGS yalnızca öğrencileri değil aileleri de yakından ilgilendiren bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu değişiklikler velilerde “Çocuğumu artık tanıyamıyorum.”, “Eskiden böyle değildi, bana karşı çok değişti.” gibi söylemlerin ortaya çıkmasına sebep olur.

Peki, LGS sınav grubu öğrencisiyle iletişim dili nasıl olmalıdır?

Sınav algısı

Ergenlik dönemi sebebiyle zaten kimlik arayışında olan öğrenci bu kimlik arayışını yanlış unsurlar üzerinde temellendirebilir. Sınav da bunlardan biridir. Sınavın; bilginin, mantık-muhakeme becerisinin ölçüldüğü bir test olduğunu unutup kişiliklerinin değerlendirildiği bir test olduğu yanılgısına kapılabilirler. Bu yanılgı sınav sonucuna bağlı olarak öğrencinin kendini yetersiz görmesine sebep olabileceği gibi öz güvenini de düşürecek ve öğrenciyi mutsuzluğa itecektir.

Bu nedenle burada siz ailelere düşen en büyük görev çocuğunuza koşulsuz şartsız sevileceğini hissettirmektir. Bunu yaparken sevginizi sadece kullandığınız sözlerle değil davranışlarınızla da hissettirmeye özen gösterilmelisiniz.

Sınav kaygısı

Sınav kaygısı öğrencinin öğrendiği bilgileri etkili bir şekilde ortaya koymasını engelleyen ve başarının düşmesine neden olan kaygı türüdür. Sınava yüklenen olumsuz düşünceler kaygı düzeyinin artmasına sebep olacaktır. Ailenin beklentisi ve baskısı da sınav kaygısının oluşmasında önemli bir faktördür. Sınav kaygısının önüne geçebilmek için öncelikle ebeveynlerin sınava karşı olan olumsuz düşüncelerini değiştirmesi gerekmektedir.

Çünkü anne babanın takındığı olumsuz düşünceler öğrencinin de düşüncelerinde etkili olacaktır. Sınavın bir son olmadığı, eğitim basamaklarında karşılarına çıkacak sınavlardan sadece bir tanesi olduğu hatırlatılmalıdır. Öğrencinin sınav senesinde karşılaştığı zorlukların ailesi tarafında anlaşıldığını bilmesi de önemli.

Birçok değişkenle aynı anda mücadele eden öğrencinin yalnız olmadığını, desteğinizin onun arkasında olduğu hissetme ihtiyacının sınav döneminde daha çok ön plana çıktığı görülmektedir. Sınav senesi uzun ve yorucu bir maraton. Dönem dönem motivasyon kaybıyla karşılaşılması normal bir durumdur. Bu süreçlerde öğrencinin gösterdiği çabanın takdir edilmesi, öğrencinin tekrar motivasyonunun ve derslere olan ilgisinin artmasını sağlayacaktır.

Öğrencinin olumlu özelliklerinin ön plana çıkarılması da öz güveninin artmasını sağlayarak “Başaramayacağım!” algısının kırılmasına yardımcı olacaktır. “Sana güveniyorum.” cümlesi yerine “Elinden geleni yaptığını biliyorum.” cümlesinin kullanmak öğrencinin üzerinde oluşan ailemin beklentisini karşılamalıyım stresini de ortadan kaldıracaktır.

Sınavı bir ölüm kalım meselesi haline getirmek yerine cesaretlendirici bir tutum sergilemek gerekmektedir.  Sınavlar sadece birer fırsattır. Bu fırsatların bir şekilde telafisi vardır. Öğrencinin önüne çıkan bu fırsatlardan en iyi şekilde yararlanmasını sağlamak önemlidir.

Hedefler

Çocuğunuzdan beklentinizin yüksek olması, sınavı hedefe gidilen yolda bir basamak yerine asıl amaç olarak görmelerine sebep olacaktır. Öğrencinin sınırlarının farkında olunmalıdır. Gerçekçi hedefler koyulmalıdır. Gerçeklik taşımayan hedefler öğrencinin tüm çabasına rağmen istenilen yere ulaşılmadığında öz güven problemleri ortaya çıkaracaktır.

Bir kere başarısız olduktan sonra bir daha yapabileceğine dair olan inancını yitirecek ve tekrar denemeyecektir. Gerçekçi hedefler belirlerken öğrencinin ilgi ve becerileri ön planda tutulmalıdır. Hedefler belirlenirken ailenin isteği değil öğrencinin istediğinin ne olduğuna dikkat edilmelidir. Kendi isteği doğrultusunda öğrenciyi ders konusunda güdülemek çok daha kolay olacaktır. Bu anlamda öğrenciye sorumluluk vermekten kaçınılmamalıdır.

Hedef koymak özellikle bir okulu hedeflemek anlamına gelmemelidir. Alternatif planların olması da önemlidir. Hedef koymaya günlük, öğrencinin başarabileceği küçük hedeflerle başlanmalıdır. Öğrencinin aklında özellikle bir okul yoksa elinden gelenin en iyisini yapmak da iyi bir motto olabilir. Burada dikkat edilmesi gereken değişiklik gösterse dahi bir hedefin muhakkak olmasıdır. Hedefi olmayan öğrenci rüzgâra kapılmış bir yaprak misali LGS sürecinde doğru çalışma yolunu bulmakta zorlanabilir.

Kıyas

Kıyas ailelerin belki de sıklıkla başvurduğu genel anlamda altında motivasyonu arttırma isteğinin yattığı ancak öğrencide olumsuz karşılık bulan bir davranıştır. Çocuğunuzu çevrenizdeki diğer akranlarıyla karşılaştırmak hem bir tartışma ortamının oluşmasına hem de çocuğunuzun onu olduğu gibi sevmediğiniz düşüncesi geliştirmesine sebep olacaktır.

Ailem ancak beni x kişisi gibi olursam sevip, takdir edecek” algısı çocuğunuzun kendisini yetersiz ve mutsuz hissetmesine sebep olacaktır. Çocuğunuzu akranlarıyla karşılaştırmak yerine önceki davranış biçimleriyle şimdiki durumunu karşılaştırmak daha olumlu sonuç verecektir.

İlgi alanları

Ödevler konusunda bir hayli kolaylık sağlayan telefon ve bilgisayar aynı zamanda öğrencinin derse yönelmesinin önündeki iki engel olarak da karşımıza çıkmaktadır. Öğrencinin bu araçlarını kullanmasını tamamen yasaklamak veya tamamen serbest bırakmak olumsuz durumları beraberinde getirebilir. Bu durumda aile içerisinde yapılacak olan küçük bir anlaşma hem siz ebeveynleri yormayacak hem de çocuğunuzun isteklerine saygı duyulduğunu hissetmesini sağlayacaktır.

Bu durum diğer hobileri için de geçerlidir. Öğrencinin sürekli ders çalışmasını beklemek, keyif aldığı aktivitelere zaman ayırmasına izin vermemek öğrencinin derslerden uzaklaşmasına sebep olmaktadır. Günlük verilen sorumluluklar tamamlandığında kendisine ayırabileceği bir zamanın da olması öğrencinin motivasyonunu arttıracaktır.

Sonuç olarak, LGS ve aynı zamanda ergenliğin bu döneminde öğrenciye sürekli emir cümleleri kurmak yerine daha olumlu cümlelerle yaklaşılmalıdır. Çocuğunuza onu anladığınızı hissettirmek, gününün nasıl geçtiğini sormak, çocuğunuzun sizden beklentilerini öğrenmeye çalışmak öğrencinin kendisini daha iyi hissetmesini sağlayacaktır. Bu süreçte çocuğunuzun duygu ve düşüncelerini sizinle sağlıklı bir şekilde paylaşmasına fırsat vermek süreci daha sağlıklı geçirmenize katkı sunacaktır.

Hedeflediği başarılara ulaşamadığı takdirde sizin sevginizi kaybedeceğine yönelik olan düşünceleri değiştirmeye çalışmalı, sevginizin herhangi bir koşula bağlı olmadığını çocuğunuzun da anlamasını sağlamalısınız. Sınav döneminde sakin ve huzurlu bir aile ortamına sahip çocuklar, verimli ve başarıyla sonuçlanan bir sınav dönemi geçireceklerdir.

Başaracaksın biliyorum, sana güveniyorum, heyecanlanacak bir şey yok.” gibi ifadeler direkt olarak öğrencinin tutum ve davranışlarını olumsuz etkiler ve günlük hayatını etkilediği gibi sınav stresinin de artmasına neden olur. Bu cümleler yerine “Emeklerinin karşılığını alacağına inanıyorum.” gibi sınava yönelik olumlu cümleler kullanabilirsiniz.

Veliler olarak öğrencinin yaşadığı süreci iyi bilmeli ve çocuğunuzu iyi tanımalısınız. Bu dönemdeki gerginliklerinin geçici olduğunu unutmamalı, iyi birer dinleyici olmalısınız. Böylelikle siz de sürecin daha etkin bir parçası olarak çocuğunuzun kaygılarını yenmesinde ve hem akademik hem psikolojik olarak zorlu olan bu sürecin daha sağlıklı geçmesinde çocuğunuza destek olabilirsiniz.

Ezgi Kaya
Rehber Öğretmen
Karşıyaka Sınav Kurs

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.